ANTALYA YAŞAM HASTANESİ SINIFTA KALMIŞTIR

2010-12-20 14:45:00

lafı uzatmadan, giriş falan yapmadan hemen söyleyeyim :Buraya bu maili yazmamın birkaç nedeni var.. Öncelikle Antalya'da yaşayan ikizannelerini ve elbette  tüm anneleri uyarmak istiyorum.Her ne olursa olsun, Özel Yaşam Hastanesini tercih etmeden önce iki kez düşünün artık..

 İkincisi başıma gelen bu korkunç olayları herkes bilsin ki kendi başına gelirse (Allah korusun) daha bilinçli yaklaşabilsin..
 
Ayrıca bu hastane personelinin tutumunu her yerde paylaşmak artık benim görevim..
 
Hastane yönetimine gönderdiğim bu mailden sonraki gelişmeleri merak ediyorsanız söyleyeyim: Yönetim hemen devreye girdi, sağolsunlar oldukça kibar bir şekilde benimle konuştular ve saire ve saire.. Ama onların yaklaşımı her ne olursa olsun, oğlumun ve benim yaşadıklarımı değiştirmedi..
 
Şunu da söyleyeyim burada yazılanlarda eksik olan çok şey de var ne yazık ki.. maili yazdığım anda unuttuğum , aklıma gelmeyen ve ne yazık ki devam edegelen...
 
İŞTE YAŞADIKLARIMIZ:
 
18 Aralık Cumartesi günü,28 aylık oğlum Ahmet Emir Ateş'i,
geçmeyen yüksek ateş ve ishal nedeniyle hastanenize getirdik.
 
Dr. Soner bey, sağolsun titizlikle muayene ederek gerekli tahlilleri
 yaptırdı ve sonuçta oğlumun Pnömoni nedeniyle yatışına karar verdi.
Saat 13 civarlarında 6.kattaki odamıza alındık ve damar yolu açılması
için beklemeye başladık.Bu sırada oğlumun ateşi 40.3 dereceyi buldu ve
maalesef ben ''ateşini düşürün oğlumun artık''dediğimde oral yoldan ilaç
verildi. Yaklaşık 2 saat boyunca hasta oğlum için hiç bir şey yapılmadı.
Ben söyledikten sonra, ıslatılmış kocaman pamuk parçaları getirilip
bırakıldı.Bunları nabızlarına uygulamam istendi.(bu uygulama sırasında
yardımcı dahi olunmadı)
Nihayet 3 saat sonra damar yolu açmak için hemşireler geldi.Bir kaç denemeden
sonra doktorun gelmesi beklendi. 3 hemşire ve 1 doktor olmak üzere 4 kişi
dakikalarca oğlumun tüm damarlarında çalıştı..Hemşirelerden biri 35 kateter,
kelebek (adı her neyse) saydığını ve sonra saymayı bıraktığını söyledi
Düşünün lütfen,küçücük bedenine en az 40 kez iğne sokuldu oğlumun.Hastalığın
eziyetinin yanına, bir de bu korkunç travma eklendi.40 derece ateşle yanan
ve ilk iğnenin acısından sonra zaten korkmuş çocuğumda,durmadan damar arandı.
Nihayetinde, oğlumu üniversite hastanesine götürmemizi ve orada çocuk
cerrahının damarı bulması istendi..Sonra hastanenizdeki anestezist ile
görüşüldü ve ameliyathane ortamında oğluma anestezi verilmek suretiyle
damar yolu açıldı.
Ne var bunda diyebilirsiniz elbette.. ancak madem böyle bir yol vardı
çocuğuma bu kadar eziyet çektirilmeden bir kaç denemeden sonra bu yol
neden tercih edilmedi??Şahsen, personelinizin acemice tavırları beni hayal
kırıklığına uğrattı. Ben sağlıkçı değilim ama böyle bir durumda hastanın
durumunun , yaşının, vs.nin göz önüne alıp en uygun yolun DERHAL seçilmesi
gerektiğini,bu karar mekanizmasının oluşmasında da tecrübenin çok önemli
olduğunu zannediyorum.
Benim açımdan, bu anlamda personeliniz sınıfta kalmıştır.Bu durumu da tüm
çevremle paylaşacağımdan emin olabilirsiniz.
Tedaviye başlandıktan sonra da rahatsızlık veren pek çok durumla
karşılaştığımı ifade etmek isterim.
Oğlumun ikizi Mustafa Berk Ateş için de aynı tetkiklerin yapılmasını talep
ettik. O gün (18 Aralıkta) ondan da çığlık çığlığa kan alındı.Ertesi gün
sonuçları almak için laboratuvarla görüştüğümüzde bu örneklerin kaybolduğunu
söylediler !!! Yani bu gerçekten rezalet bir durum. Zaten binbir zorlukla
alınmış kanlar kaybediliyor..
Bu yazımı annelik hassasiyetime de verebilirsiniz ,asla gocunmam. Evet, anneyim
ve evlatlarımın kılına zarar gelmesin diye uğraşırken, onlarda böylesine
travmalar bırakacak olayların yaşatılmasını da sindiremiyorum.
Çocuk hastaların katında kapıları balonlarla süslemişsiniz ama bu çocuk
hastalara nasıl yaklaşmak gerektiğini öğrenememişsiniz.o balonları keşke
onların oynayabileceği bir yerlere koyabilseydiniz. Odalarda bir kaç oyuncak
bulundursaydınız. Bunlar çok zor şeyler değil aslında, ama demek ki bu da
yönetiminizin acemiliği..
Zaten artık iğne,hemşire ve hastane olgularından ölesiye korkan oğluma
hiçbir hemşire dokunamıyor..Ateş ölçme işini dahi ben yapıyorum.Ya da o
uyuduğu sırada yapılıyor.
Oğlumun burnu tıkalı ve serum fizyolojikle burnu açmak gerektiğini BEN
söylüyorum.(Hemşirenin gelip açtığını zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Serum
dolu enjektör bana verildi.Zira kendiler oğluma yaklaşamıyor artık)
Serum çıkarıldıktan sonra beslenmesi için hiçbir girişimde bulunmayan
hemsirelere, bu durumu BEN hatırlatıyorum.
İshali kesilmeyen oğlumun bu durumu için bir şeyler yapılması gerektiğini ve
bu konuda dr.la konuşulması isteğinde BEN bulunuyorum.
Yani doktorumuzun verdiği ilaçların kullanımı dışında hiçbir şey yapılmıyor
ve ne yazık ki artık kendimi bu hastanede güvende hissetmiyorum.
Personeliniz güleryüzlü ve iyiniyetli olabilir.. Ancak keşke daha deneyimli;
tedavinin sonraki aşamalarında nelerin yapılması gerektiğini düşünebilecek
ve bunu, hastanın talebine ihtiyaç duymaksızın derhal yapabilecek durumda
olsalardı.
Son bir eksi hareket de hemşirelerden ve iğneden bu kadar korkmuş bir
hastanın yanındaki odaya,bu travmayı hatırlatacak 2 yaşında başka bir
hasta çocuğun yerleştirilmesi oldu. Halbuki karşı oda da boştu ve maalesef
o çocuk hemşireler odaya girdiği anda ağlamaya başlıyor ( aynı benim
çocuğum gibi ) ve bunu duyan oğlum da bu durumdan çok etkileniyor.. 
 
Daha buradayız maalesef. Oğlumun tedavisi sürüyor ve tam olarak iyileşmeden
buradan çıkartamayacağım onu.Bu durumu hastane yönetiminin bilmesi
gerektiğini düşündüğüm için ilk olarak size yazdım. Tabi aynı acemice
tavır yönetimde de varsa onu bilemem.
Bildiğim tek şey, tekrar söylüyorum Yaşam Hastanesi benim için bu anlamda
sınıfta kalmıştır ve bu durumu tüm çevremle ve bazı platformlarda paylaşacağımdan emin olabilirsiniz.
Saygılarımla
 

9333
0
0
Yorum Yaz