boutiquehome


Google










FARANJİT :((


22/4/2008 · Kategori: ILLE_DE_SAGLIK

Sakınan göze çöp mü batıyor yoksa nazar mı değiyor  bilmiyorum artık? Ne düşüneceğimi şaşırdım iyice.. Evden dışarı çıkmıyorum, mümkün olduğunca azami özen gösteriyorum sağlığıma ama yine de olacak olan oluyor işte..

 

Şimdi de faranjit oldum.. Bugün tam 7.gün ve ben hala hastayım.Sesim tamamen gitti, öksürük feci şekilde canımı acıtıyor.. İlaç da alamıyorum.. Ne yazık ki bu durum bebişlerimi nasıl etkiliyor onu da bilmiyorum.. Doktorum ateşim 38,5 i aşmadıkça telaşlanmamamız gerektiğini söyledi. Kan tahlili yapıldı ve mikrobik ya da virütik bir duruma da rastlanmadı.

 

Ama ne olursa olsun, 1 ay içinde ikinci kez hastalanıyorum. Geçen akşam eşimle markete gittik. Gördüğüm hamileler kısa kollu bluzlar giymiş,akşam serini olmasına rağmen çorapsız terliklerle falan geziyorlardı.. Sinir olduk. Ben aman üşütmeyeyim,aman dikkatli olayım diye atkımı almadan,hırkamı giymeden çıkmıyorum evden.. Daha çok oluyor işte..Resmen sakınan göze çöp batıyor işte...

Aşırı halsizlik ve yorgunluk da cabası.. Öksürükler uyku uyutmuyor , doktorum pastil ve hafif bir şurup önerdi.. Onlar da bana mısın demiyor..

 

Tek endişem bebişler.. Onlara bir şey olmasın , ben çekmeye razıyım..

İyi haberlerimiz de var aslında.. Bir kaç arkadaşa söylemiştim.. Diğer bebişimizin keyfi geldi nihayet ve kendini gösterdi.. O da erkekmiş:)) Doktorumuz bu güzel haberi verdiğinde benim tepkim " eyvah, naapicam ben şimdi? " oldu :)) Onun yanıtı ise herşeyi bir çırpıda özetleyiverdi : " Bol bol gömlek,pantolon yıkayıp ütüleyeceksin artık :))) "...  Dualarınızı esirgemeyin olur mu? Sevgiler...

 

Yorum (8) Yorum yaz!


BİR TEŞEKKÜR YAZISI... GERÇEK DOSTLARA MÜJDEM VAR :)))


1/2/2008 · Kategori: ILLE_DE_SAGLIK

 

SİZE MESLEĞİNE AŞIK BİR DOKTORU ANLATMAK İSTİYORUM.

 

O KADAR AŞIK Kİ, GECE GÜNDÜZ DEMEDEN, HAFTASONU HAFTAİÇİ DEMEDEN, HASTAHANE VE MUAYENEHANE ARASINDA, YORULMAKSIZIN KOŞTURAN BİR DOKTOR.

KENDİSİNE UMUT BAĞLAYAN HİÇBİR HASTAYI GERİ ÇEVİRMİYOR. FAKİR,ZENGİN,YAŞLI,GENÇ ASLA AYIRDETMİYOR..

 

"BU ZAMANDA BÖYLE  İNSANLAR, BÖYLE DOKTORLAR VAR MI ?" DİYE DÜŞÜNDÜRÜYOR İNSANA..

ÜSTELİK BU SAYGIDEĞER DOKTOR, ÖYLE İSTANBUL, İZMİR, ANKARA, ANTALYA'DA FALAN DEĞİL. BURDUR'UN BİR İLÇESİ OLAN BUCAK'TA GÖREV YAPIYOR.

 

GEÇEN YIL, "YILIN DOKTORU" SEÇİLİP, ÖDÜLÜNÜ BAŞBAKAN'IN ELİNDEN ALIRKEN ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLARINI GÖRDÜĞÜNÜZDE DAHİ, GÖREVİNİN KUTSALLIĞINI BİLEN, MÜTEVAZİ BİR İNSANIN YÜZ İFADESİNE RASTLIYORSUNUZ..

BAŞKA DOKTORLARIN, 100-200 YTL ARASI DEĞİŞEN MUAYENE ÜCRETLERİNİ GÖRDÜĞÜNÜZDE, DR. ALİ FUAT ŞENGÖR'ÜN,NEREDEYSE  MUAYENE ÜCRETİ ALMADIĞINI SÖYLEYEBİLİRİM..

 

O, ÇOCUĞU OLMAYANLARIN, İNFERTİLİTE HASTALARININ UMUT KAPISI OLMUŞ.. HEM YURT İÇİNDEN HEM YURT DIŞINDAN BİR ÇOK HASTASI VAR. HEMEN HEPSİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMÜŞ,HATTA BİR ÇOK AİLEYİ DAĞILMAKTAN KURTARMIŞ..

ONA GİDİP DE SONUÇ ALMAYAN HASTA YOK GİBİ:) ONUN SAYESİNDE DÜNYAYA GÖZLERİNİ AÇMIŞ,  BİR ÇOK ERKEK ÇOCUĞUNUN İSMİ, YA ALİ, YA FUAT YA DA ALİ FUAT..

 

ETRAFINIZDA ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İSTEYEN BİRİLERİ VARSA, YA DA SİZİN İHTİYACINIZ VARSA,DR. ALİ FUAT ŞENGÖR'E MUTLAKA BİR KEZ GİDİN.. KENDİSİNE ULAŞMANIZ ÇOK KOLAY..BUCAK DEVLET HASTANESİ'NİN WEB SAYFASINI İNCELEYİN. İSTEYENE ÖZEL TELEFONLARINI DA VEREBİLİRİM :)

 

http://www.bucakdh.gov.tr/

 

EŞİM VE BEN DE O'NA NE KADAR TEŞEKKÜR ETSEK AZDIR. MUAYENENİN İLK GÜNÜNDE TEŞHİS KOYUP , DERHAL TEDAVİ SÜRECİNİ BAŞLATAN VE NİHAYET BİZİM DE SONUCA ULAŞMAMIZI SAĞLAYAN , KADIN DOĞUM UZMANI DR. ALİ FUAT ŞENGÖR'E ÇOK AMA ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ :)))

 

BİR TEŞEKKÜR DE , DR. ALİ FUAT ŞENGÖR'Ü BİZE TAVSİYE EDEN BLOGCU ARKADAŞIM AYLİN'E.. AYLİN'CİM SENİN SAYENDE BÖYLE ÖNEMLİ BİR DOKTORU TANIDIK VE BİZİM DE YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ:)) ÇOK TEŞEKKÜRLER ARKADAŞIM..

 

Tahmin ettiğiniz gibi arkadaşlar, uzun zamandır sizleri ve bloğumu ihmal edişimin nedeni bu.. Hamileyim:)))))) Beni anlayışla karşılayacağınızı biliyorum..Herkesi sevgiyle kucaklıyorum ( en azından şimdilik buna izin var :)))))

 

Yorum (31) Yorum yaz!


SAĞLIKLI GÜNLER 2 :)))


12/7/2007 · Kategori: ILLE_DE_SAGLIK

Sevgili blogcu arkadaşlarım, bugünlerde yaşadığım sağlık problemleri ile ilgili internetten edindiğim ve tüm hanımların mutlaka bilmesi gereken hastalıklarla ilgili bilgileri vermeye devam ediyorum.
 
LÜTFEN HANIMLAR, DÜZENLİ OLARAK JİNEKOLOJİK MUAYENENİZİ YAPTIRIN !!!
 
 
POLİKİSTİK OVER ( PKO )

Nedir?

     Hormonal düzensizliğe ve anovulasyona ( yumurtlamanın olmaması )bağlı tüylenme ,adet düzensizliği ve şişmanlama gibi belirtilerle karakterize bir durumdur.Her ay olması gereken yumurta gelişimi tam olmadığından ,yumurtalıklarda boyutları milimi geçmeyen kistlerin oluşmasına neden olur.Üreme çağındaki kadınların % 3 ünde görülmektedir.

Sebebi nedir?

     Vücutta yumurtlamaya neden olan hormonların ( hipotalamustan GnRH , hipofizden LH ve FSH ) salınmasını engelleyen bir çok neden bu hastalığın sebebi olur :
*Tiroid hormon salgı bozuklukları
*Prolaktin salgı artışı
*Şişmanlık
*Şeker hastalığı
*Stres
*Böbreküstü bezlerden aşırı miktarda erkeklik hormonu salgılanması

   

  Yukarda sayılan faktörler yumurtlama sürecini bozarak , yumurtalıklarda küçük kistlerin oluşumuna ,bu kistler de hormonal dengelerin daha da bozulmasına neden olur.Kısacası bu bir kısır döngüdür.Bu döngü bir yerden kırılmazsa kistlerin sayısı daha da artacak , yumurtlama daha da zorlaşacaktır.

Belirtileri nelerdir?

   

  En belirgin belirtisi aşırı tüylenmedir.Özellikle yüzde sakal ,bıyık şeklinde ,boyunda ,göğüs uçlarında, göğüs arasında, göbek çevresi ,bacak iç kısımlarında çok sıktır.Tüylenmenin olmaması nadirdir.Estetik görünümü bozacak kadar ileridir.Bunun nedeni de oluşan küçük kistlerin aşırı miktarda erkeklik hormonu olarak bilinen androjen salgılamalarıdır.Yine bu hormonların etkisi ile yüzde ve vücutta akne denilen sivilceler oluşur.Saç dökülmeleri başlar

    

 Bu hastalığın bir diğer belirtisi de ;adetlerin düzensizleşmesi ve adet gecikmeleridir. Yumurtlama olmadığından dolayı rahim içi tabakası progesteron denilen hormonun etkisinden yoksun kalır.Bu nedenle tabaka östrojen etkisi ile iyice kalınlaşan bu tabaka belli bir aşamaya geldiğinde kan dolaşımı bozulacağından kanamayla birlikte atılmaya başlar.Bu durum genellikle 35 günün üzerinde düzensiz aralıklarla olur.

    

 Bu kişilerde yumurtlama olmadığından ,gebe kalamama sorunları da vardır. İnfertil ( kısır ) kadınların %30-40 ında yumurtlama bozukluğu vardır.

     Bu kadınlar belirgin olarak şişmandırlar.Fakat bu şişmanlığın neden mi yoksa sonuç mu olduğu konusunda net bir bilgi yoktur.

 

Tanı nasıl konur?

     Tüylenme şikayeti olan ve gecikmeli olarak veya hiç adet görmediğini söyleyerek başvuran bir kadında PKO araştırılmalıdır.Jinekolojik muayenede her iki yumurtalık büyük olarak ele gelir .Çünkü çok sayıda küçük kist yumurtalıkların büyümesine neden olurlar.

   

  Ultrasonda görüntü tipiktir.Yumurtalıkların hacmi ve boyutu artmıştır. Kapsülü kalınlaşmıştır.İnci tanesi şeklinde dizilmiş küçük kistler göze çarpar.

 

     Bu hastalığın nedenini anlamak için hormon değerlerine bakılır.Prolaktin seviyelerine ve tiroid fonksiyonlarına bakılarak bunların bir neden olup olmadığı araştırılır.Çünkü % 25 oranda bu kişilerde prolaktin hormonu yüksek bulunmuştur.Ayrıca erkeklik hormon ölçümleri yapılır.Şişmanlarda şeker yükleme testi ( OGTT ) yapılır.Ayırıcı tanıda ise nedenin böbreküstü bezlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için ilgili testler yapılır.

 

Tedavide neler yapılır?

     İlk basamak tedavisi kilo vermektir.Ancak bu kadınlardaki metabolik bozukluklar nedeni ile kilo vermek epey zordur.

     İki tedavi şekli vardır:İlaçla tedavi veya cerrahi tedavi

     İlaç tedavisi hastanın çocuk isteği olup olmamasına göre değişir.Hastanın çocuk isteği yoksa doğum kontrol hapları verilerek yumurtlamanın en temel aşaması olan yumurta oluşumu durdurulur.Böylelikle kist oluşumu önlenir.Doğum kontrol hapı kullanmak istemeyen kadınlara ise 16.-25 . günler arası eksik olan progesteron hormonu verilerek de tedavi imkanı sağlanır.

     Çocuk isteği olan hastalarda ise yumurtlamayı sağlayıcı klomifen sitrat veya HMG verilerek yumurtlamayı başlatıcı ilaçlar kullanılır.Fakat PKO ‘lu hasta grubu bu ilaçlara çok hassas olduğundan dolayı çok fazla sayıda yumurta oluşumuna neden olabilirler.O nedenle tedavi dikkatle yapılmalı ,takipler daha sıkı olmalıdır.

     Cerrahi tedavide ise laparoskopi ile yumurtalıklara küçük delikler açarak kist sayısının azalmasına ve kısır döngünün kırılması amaçlanır.

   

  PKO mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.Progesteron hormonun olmaması rahim içi tabakasının sürekli kalınlaşmasına ve sonuçta da bu tabakada kanser öncesi değişiklikler oluşmasına neden olur.Dahası erkeklik hormonlarının aşırı salınımı uzun vadede kan yağ metabolizmasını olumsuz etkilemekte , damar sertliği ve kalp hastalıklarına zemin hazırlamaktadır.

 

Kaynak :

 

http://www.gata.edu.tr/cerrahibilimler/kadindogum/bi.html

Yorum (3) Yorum yaz!


SAĞLIKLI GÜNLER :)))


10/7/2007 · Kategori: ILLE_DE_SAGLIK

Yaz aylarında özellikle kadınların sağlıkları ile daha fazla ilgilenmesi gerektiğine inananlardanım. Malum güneş, kum, deniz ve havuz gibi risk faktörü yüksek ortamlarda bulunuyoruz.Özellikle Antalya gibi, turistin yoğun olduğu yerlerde, açık plajlar ve havuzlarda çok dikkatli olunması gerektiğini ve hatta mutlaka Rahim Ağzı Kanseri Aşısı yaptırılması gerektiğini doktorumuz söyledi.

 

Şu sıralar bir sağlık problemi ile karşılaşan biri olarak, bu konularda biraz bilgilenmemiz gerektiğini düşündüm. Umarım faydalı olur :

 

İnvazif serviks kanseri (yayılım gösteren rahim ağzı kanseri) uzun yıllar Dünya'da en fazla görülen kadın genital sistem kanseri olmuştur.

 

     Risk Faktörleri

     Uzun yıllar serviks kanserinin cinsel temas ile bulaşan bir hastalık olduğu düşünülmüştür. Buna sebep 1842 de bir araştırmacının rahibelerde bu hastalığın ortaya çıkmadığını gözlemlemesidir. 1953 yılında yapılan bir çalışmada hayat kadınlarında görülme sıklığının normal kişlere göre daha fazla olduğunun saptanması bu fikri güçlendirmiştir.Monogamik yani tek eşli yaşamın ağır bastığı Müslüman ülkelerde Yahudilerde ve koyu katoliklerde de az görülmesi yine bu fikrin lehinedir.Ancak bu toplumlardan gelişmiş ükelere göç edenlerde hastalığın artış göstermesi çevresel faktörlerin de etkisini gündeme getirmektedir. Cinsel yaşamın 20 yaşından önce başlaması, 2 den fazla partner, düşük sosyoekonomik düzey, partnerin birden fazla kişi ile cinsel temasda bulunması, HSV ve HPV türü virüsler risk faktörlerini oluşturur. Sigara da önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Fazla sayıda doğum yapmak ve erkeğin sünnetsiz olmasının da riski arttırdığı öne sürülmektedir. Ancak bu düşünceler popüleritesini kaybetmektedir.

     Belirtileri

     Erken dönemde (CIN aşamasında) yakalanmayan serviks kanseri ilerlemeye başlar ve klinik bulgu vererek karşımıza çıkar.En sık görülen yakınma anormal vajinal kanamalardır. Kanserli dokuda damarlanma arttığı için dokunma ile cinsel ilişki, muayene gibi durumlarda kanama başlar.Canlılığını kaybeden doku nedeni ile kötü kokulu pis bir akıntı ortaya çıkabilir. İlerlemiş vakalarda durdurulamayan kanamalar görülür. Hastalığın yayılımına bağlı olarak böbrek yetmezliği görülür ve bu en sık rastlanılan ölüm nedenidir. Klasik olarak ağrısız kanama ve et suyu kıvamında akıntı serviks kanserini düşündürmelidir.

     Evreleme

     Optimal bir tedavi için hastalığın evresinin tam ve doğru olarak saptanması gerekir. Bugün için kabul edilen evrelemede 5 kademe kullanılır. En erken evre Evre 0, en ileri evre de evre 4 dür. Burada uzak organlara metastaz (yayılım) bulunur. Her evre kendi içinde alt evrelere ayrılır (Evre 1a1, Evre 2a gibi). Evreleme klinik olarak, yani muayene, sistoskopi (mesanenin gözlenmesi), rektoskopi, ilaçlı böbrek filmi (IVP), radyografi ve bilgisayaralı tomografi sonuçlarının bir arada değerlendirilmesi ile yapılır. Ultrasonografinin evrelemedeki rolü sınırlıdır. Bazı yazarlara göre de uygun bir evreleme için cerrahi olarak hastayı değerlendirmek gerekir. Ancak bu fikrin taraftarı azdır.

     Tedavi

     Tedavide prensip olarak Evre 2b ve üzerindeki hastalara ameliyat yapılmaması fikri hakimdir. Evrelere göre önerilen tedavi şekilleri şunlardır:

     Evre 0 : Konizasyon veya basit histerektomi (rahim alınması)
     Evre 1a1 : Lenf ve damar yayılımı yoksa Konizasyon veya basit histerektomi
     Evre 1a2- Evre 2a : Geniş ve radikal histerektomi
     Evre 2b ve üstü : Radyoterapi

     Günümüzde uygulanan radikal histerektomi oldukça büyük bir ameliyattır. Amaç kanseri sınırlarının ötesinde sağlam dokulardan da geçerek damarları ve lenf yolları ile birlikte çıkarmaktır.Eğer bunda başarılı olunamayacaksa radyoterapi uygulamak cerrahiden daha iyi sonuçlar verir. Bazı yazarlara göre de hastalığın evresi ne olursa olsun 50 yaşından büyük hastalar cerrahi yerine radyoterapi ile tedavi edilmelidirler, ancak bu fikrin savunucuları giderek azalmaktadır. Bu azalmanın nedeni anestezi alanındaki gelişmelerdir.

     Tedavide yaygın olarak kullanılan bir başka yöntem de cerrahiye ek olarak radyoterapi uygulamaktır. Radyoterapi serviks kanserinin her evresinde kullanılabilir. Burada amaç cerrahi ile ulaşılmayan kanserli hücrelerin tahrip edilmesidir.

     Son yıllarda serviks kanserinde kemoterapi de denenmektedir ancak yararı hala daha tartışmalıdır.

     Hastalığın gidişatı ve sağkalım

     Serviks kanserinde prognoz yani hastalığın gidişatı pekçok faktöre bağlıdır. Bunlar hastalığın evresi, lenf nodu tutulumu, tümörün büyüklüğü, damar tutulumu, hücre tipi, hücrenin DNA içeriği gibi faktörlerdir. Hastalığın evresine göre 5 yıllık sağkalım oranları şu şekildedir.

     Evre 1 : % 85
     Evre 2 : % 66
     Evre 3 : % 39
     Evre 4 : % 11

     Hastalığın takibi esnasında nüks ortaya çıkarsa prognoz çok kötüdür ve hastaların %80'i kaybedilir. Nüksler genelde ilk 2-3 yıl içinde görülür. 5 yıldan sonra oldukça nadirdir.

     

Serviks kanseri son derece öldürücü ve tedavisi güç bir hastalık olmasına rağmen düzenli kontroller sayesinde çok erken dönemde fark edilebilen ve kolaylıkla hatta çoğu zaman ameliyata bile gerek kalmadan tedavi edilebilen nadir kanserlerdendir.

 

Kaynak: http://www.gata.edu.tr/cerrahibilimler/kadindogum/bi.html

 

 

LÜTFEN HANIMLAR, DÜZENLİ OLARAK JİNEKOLOJİK MUAYENENİZİ YAPTIRIN  !!!!!

 

Yorum (2) Yorum yaz!


ARKADAŞLAR YERYÜZÜNDEKİ MELEKLERDİR..


13/5/2007 · Kategori: ILLE_DE_SAGLIK

 

" Arkadaşlar yeryüzündeki meleklerdir.."

 

Beni yalnız bırakmadığınız, güzel dilekleriniz ve içten mesajlarınız için hepinize çok teşekkürler.. Artık daha iyiyim.. ağrı boynumdan sırtıma kadar indi.. Sırt ağrısı nedeni ile oturamadım bile ve nihayet bugün ( biraz da mecburiyetten ) daha iyiyim..Şimdi yastık desteği ile PC karşısındayım ve hemen herkesi ziyaret etmeye başladım.. Liste kabarık ama geceye daha çok var, herkesi tek tek ziyaret etmek istiyorum..:))

Tüm annelerin ve anne adaylarının da güzel günlerini yeniden kutlamak istiyorum.. umarım bir gün ben de aynı duyguları yaşarım..sevgiler:)

Yorum (13) Yorum yaz!


BOYNUM TUTULDU :((((


10/5/2007 · Kategori: ILLE_DE_SAGLIK

Çok ağırıyor. Ne olduysa salı günü oldu. 35 dereceydi hava banyo yapıp çıktım, tabi banyonun ısısı ile terledim bir süre,arabanın camını da açtım ve sonra oturduğumuz yerde arkamdan bir güzel rüzgar esti.. Eeee bu boyun tutulmasın da kimin boynu tutulsun, di mi.. Bir daha birine kızarsam "boynun tutulsun" diyeceğim:)) Şu kadarcık yazıyı bile 20 dakikada yazdım..

Geçmiş olsun dilekleri için teşekkürler, iyileşir iyileşmez ziyarete geleceğim arkadaşlarım..

 

Yorum (20) Yorum yaz!


BU NASIL BİR HASTALIKTIR YAHU??


13/1/2007 · Kategori: ILLE_DE_SAGLIK

  Gittik gezdik,ohhh ne güzel deyip duruyordum. Kendi kendime mi nazar değdirdim, yoksa birinin gözü mü kaldı bilmiyorum; çok hastalandım çoooookkk..

Tabi bu yaklaşım en kolay savunma yolu.. Kötü bir şey olduğunda, suçu hemen nazara, göze atmak.. Halbuki basbayağı üşüttüm işte..Soğuk aldım..

Çanakkale resimlerini bile ekleyemedim.Pazartesi akşamı evimizdeydik.Salı akşamı başım ağrımaya,vücudum kırılmaya başladı. Sonraki iki gün iki gece sürekli yüksek ateş ve başağrısı ile yattım. Resmen enkaza çevirdi beni..

E tabi, bir hafta içinde 4 mevsimi birden yaşadık. Güneş, yağmur,sis, fırtına,rüzgar,kar,soğuk,sıcak.. Bazen bir gün içinde ikisini birden hatta..

Sağolsun kocişko baktı bana.. Amaa ne olursa olsun anne nefesi gibi var mı yahu? Kaç gündür onlara bir şey demedik, hem üzülmesinler hem de " gittiniz de o yüzden oldu, oturmuyorsunuz yerinizde..." falan filan, bir ton laf etmesinler diye..

Biraz kendime gelip,ateşim inince anneme söyledim;"anneee ben hasta oldum, ama merak etme çok kötü değilim, hatta hiç gelme olur mu? ben iyi olunca gelirim sana".. 

Meali : "anne çok hastayım, gel noolurrr,bak sesim ne kadar kötü çıkıyooo"...

Bu arada sesim korkunç.. Güldüğüm zaman Bülent Ersoy gibi çıkıyor kahkahalarım :))Gerisini siz düşünün..

Bugün geldi..Canım benim, üzülmüş ama bir şey demiyor, görünce hele sarılmak istedi.. "Yok annem öpmiyim" dedim "bulaşır falan,neme lazım"...

Hemen yatırdı beni, kaç gündür kocişkoyla yemek gönderiyor sağolsun. Yetinmemiş bugün de taşımış bir sürü yemek. Üstelik kan ter içinde kalmış; onları taşıyıp, dolmuşa binip,yürüyüp..

Beni yatırdı tekrar,mutfaktan başladı işlere.."Yerleri sileceğim" diye tutturduğu sırada, Allah'tan eşim geldi. O gelince de "ben gidiyorum" diye tutturdu bu sefer..

Güzel annem,hassas annem benim..İyi ki geldin bugün, ben de kendime geldim...Ne demişler, ana gibi yar olmaz...

 

Hamiş : Öksürdükçe göğsünüz ağrıyorsa en iyi yumuşatma yöntemi  Kaynamış suya  ıhlamur,biraz zencefil,bir iki karanfil,tarçın koyup bekleyin.Sonra 1 tatlı kaşığı bal ve limon eşliğinde sıcak sıcak için.

Süper yararlı..

Ayrıca, gece öksürük yüzünden uykudan uyandığınızda, sıcak suya 1 tatlı kaşığı bal karıştırıp için. Hemen ve rahatça uyuyacaksınız..

 

Yorum (4) Yorum yaz!


8.HAFTA !!!


28/7/2006 · Kategori: ILLE_DE_SAGLIK

        Bebiş her geçen gün büyüyor..Hissediyorum biliyor musunuz? İnsanlar bazen dalga geçiyor, "hadi canım" diyor, "daha o minicik.. hissedebilir misin hiç? ".. Evet hissediyorum gerçekten, kim ne derse desin.. O benim içimde ve varlığını bana hatırlatacak , kendisini hissettirecek pek çok şey yapıyor.. Annelik mucizesi bu mu acaba?

 

8. Hafta
Bebeğiniz hala daha embryo olarak adlandırılmaktadır. Bunun nedeni alt kısmında kuyruğa benzer bir çıkıntının olmasıdır. Gelişmekte olan bebeğinizde küçülen tek bölüm bu çıkıntıdır. Diğer bölümler ise süratle büyümeye devam etmektedir.

 

Özellikle beyin ve kafa hızla büyümeye devam eder.Göz kapakları kıvrım şeklinde ayırt edilebilir. Alt çene belirginleşmeye başlar.Omurilik gelişimini sürdürür.Üst damak farklılaşır. Burnun ucu oluşur. Dişetlerinin altında dişler gelişimini başlatır.Yemek borusu farklılaşır ve nefes borusundan ayrılır.Kalp içinde kapakçıklar fark edilmeye başlar.Kalbin 4 odacığı ayırt edilebilir. Akciğerler yemek borusunun iki yanında yer alırlar. Böbrek oluşmaya başlar.Kollar silindirik şekilde uzamaya başlarken uçlarında el ayaları belirmeye başlar. Kollarda sinir iletimi başlar.Yine kollar kıvrımlanır. Bu kıvrım gelecekteki dirsektir.

Hala daha kendinizi gebe gibi hissetmiyor musunuz? Önemli değil. Önünüzde daha çok zaman ve yaşanacak şey var. Örneğin gebelik öncesinde kapalı bir yumruk kadar olan rahminiz artık neredeyse portakal kadar oldu bile. Rahimdeki bu büyümeler sizde zaman zaman hissedeceğiniz karın kramplarına neden olabilir. Bu arada kendinizi ergenlik döneminde gibi hissedebilirsiniz. Çünkü hormonal değişimlere bağlı olarak cilt değişiklikleri baş göstermeye başlayacaktır. Yağlı bir cilt ve sivilcelenme bunun en tipik göstergeleridir. Psikolojik durumunuz yavaş yavaş düzelmeye başlar ve gebelik kabullenilir. Artık gebeliğe alışmaya başlıyorsunuz.

 

Bu yazı http://www.bebekportal.com/hamilelik_rehberi.php dan alınmıştır.

 

Yorum (2) Yorum yaz!




Logo and Graphics Generator

Bedava100.Net -Genel Türk Web Siteleri Görevimiz sizi doğru adrese ulaştırmak.
Yaşam ve İnsanlar Türk Top Siteler Listesi TR50 Hit List webzirve.com Bedava Oyunlar